Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KARMA HAYAT

Tekdüzelik ile yürümeyen bir hayat içerisindeyiz. Bazı zaman aksi , bazı zaman yolunda giden işler , bazen karışıklığa bazen ise mutluluğa dönüşebiliyor. Değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu vurgulayan Descartes gerçekten çok doğru bir konuya değinmiş. Şöyle açıklamak gerekirse biz bireyler bile hergün kendi içimizde yeni bir değişim ile karşıu karşıya kalıyoruz. Bu durum bizler için bazen iyi sonuçlar doğursada kimi zaman şaşkınlığımızın bir parçası haline geliyor. Bir gün mutluluktan göklere uçarken , diğer gün ağlamaklı hal alabiliyoruz. Bu durum ruh halimizin değişkenliğinin belirtisidir çoğu kez fakat , renklenen dünyamızda o kadar çok kafamızı kurcalayan şeyler var ki kendi iç dünyamızda.Çoğu zaman içerisinde yer almak istediklerimiz için farkına varmadan değişimler yaşayabiliyoruz kendi içimizde. Bilmeden , fark etmeden değişiyoruz. Çevremizde onca kişi değişiyor. Nesneler bile yıpranması ile bir değişim yaşıyor zaman ilerledikçe. Bu bir gerçektir ki ; hayat kendi içinde , ve …

KAR’A ÖZLEM

Özlemini duyduğum o kar yağmıyor şimdi Şubat’ın son haftasında oynadığım kar ‘ın Ahenk uyandırışı kalmış sadece aklımda Göz alıcı beyazlık yok artık etrafta
Farklı iklimlerin içerisinde kalmak Çoğu zaman eksiklik katıyor hayatıma Oysa daha on beşimdeyken ben Ne kardan adamlar , ne kar topları yapardım
Her yer cıvıl cıvıl çocuk sesleri ile doluydu Memleketin o soğuk gecelerdeverdiği Sıcacık duygu bambaşkaymış oysa…

Kış mevsimini fazla yaşamayan yerdeyim şimdi Taa.. on yedimde gelmişim Eksikliğini keşfettiğim kar’ın Yokluğu farkediliyor, yaşayışımda
Önceleri bulutların yağdırışı kar’ı İzlettirişi ,ve mana bulmak Yere dökülen her kar tanesinde Cama baktığında, buğulanan bir düş
Elini attığında; tertemiz bir sayfa Tadamıyorum bunları şimdi Eksiklik var yaşamımda sanki Buğulu bir cama sevdiğinin adını yazmak misali
Ya da arkdaşına şakacık yapmak için Atılan bir kar topu ; özlemim şimdi Kıbrıs’ın bende eksikliğini hissettiğim yanı Özlemini duyduğum yağmayan o kar’ı -yağmaz belki dolucana Kıbrıs’ta ka…

GECENİN SESSİZLİĞİ HAKİM

Gecenin sessizliği hakim o soğuk bakışlarımda Oysa sensiz sessiz şimdi her yer Umut dolu bakışlarım yok artık Sen .. sen yoksun çünkü
Her yer soğuk, buz kesmekte Varlığından bile haberdar olamamak ne de korkunçmuş meğer Seni anımsayamamak, sana bakamamak içtenlikle eskisi gibi… Ne de acıymış meğer Şimdi sensizim ve sessiz…. Herşey o kadar boş ki hayatımda Yanlızım üşüyorum…. Ve her defasında daha da kopuyorum hayattan
Anlamsızca sözler sarf ediyorum ve.. ve ben üşüyorum.. Dile getiremeyeceğim kelimeler düşleyip.. Kendimi yanlızlığa vuruyorum Anlam bile veremediğim bir gidişe doğru yol alıyorum ÇÜNKÜ.. ÇÜNKÜ SEN YOKSUN ARTIK ELİM KOLUM BAĞ

GÜN DOĞAR HER ZAMAN Kİ GİBİ

Gün doğar her zaman ki gibi vaktinde Ve.. ve sen gelirsin aklıma Kurduğumuz o düşler… Hani hep derdik ya gün doğduğunda hep beni hatırla… Hep seni hatırlarım inan.. Başkasının kollarında bile olsam şimdi Her gün doğduğunda aklımdansın.. Peki ya sen sen beni hatırlıyormusun? Acaba… Aklından çıkıyor mu? Düşlerimiz Kurduğumuz hayaller.. Sende anıyormusun her gün doğuşunda beni Gözlerin doluyor mu yaşlarla? Her sabahın doğuşunda ağlamaklı oluyor mu kalbin? Ben şimdi sensizim ve başkasına ait O kadar mutsuzum ki ve halsiz Çünkü sen yoksun ve hayallerimiz.. Sensiz akşamım bile gün doğar gibi

KENDİN İÇİN

Gülüyorsan ; ve güldüğünde mutluluk duyuyorsan  Mutluysan ; ve mutluluğunda huzur buluyorsan  Huzur doluyorsan ; ve huzur bulduğunda kendini seviyorsan   Kendin için YAŞA….   Ağlıyorsan; ve ağladığında üzüntü duyuyorsan  Üzülüyorsan; ve üzüldüğünde efkarlanıyorsan Efkarın birikiyorsa ve efkarlandığında haykırmak istiyorsan  Mutlu et  insanları ve Sev onları… Neden mi? 
Kendini rahat hissedersin ve mutlu…. Kendin için yaşa.   ;)                                                                  ECEM YILDIZ                                                                14/11/2010

SONBAHARDA AÇAN ÇİÇEK

Her deminde koku var mevsimlerin, her anında bir hatırası var gelişlerinin mutlak bir değer de ölçüşüyorlar birbirleriyle. O kadar masum ki her mevsim; öbürlerinden ayrı; farklı bir havası var hepsinin, tek tek baktığında mevsımlere ve tadını çıkarıdığında anlıyorsun bu farklılığı. Hepsinin tenine dokunuyorsun aslındaher gelişlerinde. Kimisinin vakti geldiğinde, açtığı çiçek mesela… Hepsinin Farkılı bir hissi vardır akıllarda; verdiği koku, akıllarda kalan o güzelliği ve dört mevsimde de burnumuzda hissetiğimiz o güzel mis kokuları… Ne güzel değil mi hatırlamak, anımsamak bu güzellikleri… Küçük şeylerden mutluluk duymak ve tadına varıncaya kadar hissetmek o mutluluğu ve bir an olsun o mutluluktan uzaklaşmamak. Öyle bir oluyor ki insan; tadı damağında kalacak güzellikler sunuyor hayat sana… mutluluk doluyorsun birden, huzura eriyorsun. Mesela ilkbahar ; her ilkbaharın gelişinde açar bazı çiçekler; gül,papatya,zambak,menekşe…. Peki yayazın; ilkbahar daaçan çiçeklerin hala solmadığı bir …

GELECEĞİN ÖNÜNDEKİ ENGEL

Ne kadar ufakdüşüncelerle çıksam yola büyür içimde sanki; ne kadar kararsızca dalsam güne büyür içimdeo sancı….. Bir gün daha geçse diye beklediğimiz ümitleri yerine getirme dürtüsü bizi aslında engellerle boğuşmaya çağrır. Ne kadar anlamsızca da bulsak bu cümleleri gerçekten anlam saklıdır içlerinde ve gerçekçilik payı yüksektir. Ne zaman ileriye , hep ileriye bir adım atsak bir engel karşılar bizi tam yolun başında. Engel bizi hep karamsarlığa iterken; umudumuz yetişir imdadımıza fakat o da yetmez bazıengelleri aşmaya, çıkan engelleri silmek insanların elinde değildir bazen… Öyle bir olur ki engel bir sur gibi dayanır karşına ve .. sensen elin kolun bağlı bir şey yapamazsın… bazışeyler hayatta çözülemez olurlar ve hayat kendiliğinden çözer engelleri ve zaman ilacıdır herşeyin. Zaman çözer çünkü her engeli zaman hayatın çözüm noktasıdır zaman olmadan ilerleyemeyiz ve hiçbir engel ortadan kalkamaz…. “Güne erken başlarsan hayatın tadına daha çok varırsın” diyen bir insanın engellerirah…

KALIR MISIN?

KALIRMISIN? Gitme desem sana SARARMISIN? Yine eskisi gibi kollarınla beni ANLATIRMISIN? Eski günlerdeki gibi bana peri masallarını OKŞARMISIN? Saçlarımdan,acılarımızı paylaştığımız zaman ki gibi GELİRMİSİN? Eski günlerdeki gibi ölüme gidiyorum desem sana BİLİYORUM!BİLİYORUM!Gelirsin sen beni bir hiç olarak saymayıp gelirsin Ve yine eskisi gibi mutluluklarımızın esiri oluruz Sen mutluluk figuranı olurken hayatta bende herzaman ki gibi acının figuranı olurum Böylelikle sende mutlu olursun bende…. Kendi rollerımız değil mi sanki hayatta ..ben acıyı temsıl ederken bu yalan dünyada Sen mutluluğu temsil ediyorsun… AMA şunu ikimizde çok iyi biliyoruz… kendimiz oluyoruz hep Ne sen benı bana şikayet ediyorsun ne de ben seni sana Zaten böyle olmalı sevgi… ne kadar zıt olsada aşklar elbet bir yönden çekmeli insanı Ve biliyoruz ki .. bizim AŞKIMIZ BU ENGELİ çoktan aştı… KALIRMISIN? Gitme desem sana… ECEM YILDIZ

KÜÇÜKLÜĞÜMDEN BERİ

Kırmızı renkte bir bisikletim vardı önceleri Zevk ile biner eğlenirdim Herkes imrenirdi o zamanlar Bir iç çekerdi arkadaşlarım
Can atarak izin isterlerdi benden Bir tur atabilmek en büyük zevkleriydi. Kiminin hali vakti yerinde değildi Ve ben paylaşmayı severdim küçüklüğümden beri
Güler yüzle istenilen arzuları yerine getirirdim En önceleri, hep kırmızı bir bisikletim olsa diye Hayalini kuran benden bir yaş küçük olan  ALİ’ ye  içtenlikle verirdim o küçük kırmızı bisikletimi
Yüzü öyle güzel gülerdi ki, anımsardım O gülüşleri küçüklüğümden beri Severdim insanları , sayardım şimdi ki gibi Tebessüm ederdim etrafa anımsardım benden güçsüzleri
Ve hep derdim ki, şimdi  olduğu gibi Benden ve bizden güçsüzleri güçlü kıl yaradan Duamı esirgemezdim  küçüklüğümden beri Anımsarım güçsüzü,yetimi .
Kırmızı renkte bisikletim vardı önceleri Belki de hayatımda o sağladı başarılı olabilmemi İnsanları sevmeyi, insanları saymayı o öğretti En önemlisi paylaşımcı olmayı o öğretti  küçüklüğümden beri...         Şimdi diyoru…

MARATONA KOŞAN ADAM (fıkra)

Bilinmedik bir yola baş koyan köylü bir adam ; ne yapacağını bilmeksizin bir yola çıkmıştır ve başına neler geleceğini umursamaz bir şekilde kendine yol çizmektedir.      Bir gün; Adam düz bir yolda yürümeye karar verir. ( Adam 65 yaşındadır) Her yürüdüğünde şöyle bir ve yahut 2 kilometre yürüyen bu adam gün geçtikçe; gün içerisinde  aynı saatte yürümeye karar verir ve aklına bir düşünce gelir ; Madem ben hergün yürüyorum ve her gün bir , iki kilometre yolu rahatca kat edebiliyorum neden ben bu yolu birkaç kilo metre daha uzatmıyorum diye düşünür. Sonunda her gün yarım kilometre kadar  yürüyüş mesafesini uzatır.Sonunda adam rahatça günde beş kilo metre yolu güzel bir şekilde yürümeye devam eder. Adam yürüdüğü günün akşamında bir tabela görür tabii ki ilk başta bu tabelayı önemsemeden yoluna devam eder. Ve dur bakım der ; renkli bir tabela olması onun dikkatini çekmesini sağlamıştır. Bu sebebten birkaç geri adım attıkdan sonra tabelaya bakmıştır. Tabelada köy içerisinde yapılacak küçük…

KARANLIĞA AİT O IŞIK

 Sanma ki görkem yoktur ışlıklarda… Her görkemi karanlıkta arar insan tutkulu , ve.. bir güzel iç çekimlik heyecan ile ama asıl görkem ışıkta gizlidir onun yanıp arada bir dalgalanır gibi yapınca gözleri yakışı .. Bu bu bile bir görkemdir aslında  …       Şöyle bir durum vardur aslında genelde  aydınlıkken bir mum düşünürseniz göremesiniz  o      görkemi size verdiği o anlık tadı hissedemezsiniz. Karanlık olduğunda bir mum yakın ve o mumun dalgalanışına bir konsantre olun bakalım. Oysa ki ne kdar anlam yüklü ve anlamı çözmek ne kadar da görkemli olacaktır göreceksiniz. Düşüncelerinizi bile okuyabilir bilirmisiniz bir mum nasıl mı gerginsaniz ve dikkatli bakıyorsanız muma( ışığa) size yansıtacağı tepkl,ler vardır. Mum yanışına göre dalgalanır; fakat yoğunlasırsan  ışığa hislerinle hareket etmeye başlar ve  işte heyecan , tutku , rahatlama ve hissediliş o an başlar mutluluk.  Görkem; duyulduğunda ve yahut yazıldığında sanki acının ve bir sıkılışın temsilidir gibi gelebilir ama aslında ;…

BAŞKA ŞİMDİ BENDE Kİ SEN

Bir kumsaldın bende ıssız bucaksız içine sığamadığım Bazen olabildiğine mutluluk saçardın bazense kasvete boğardın geceleri Sensiz ; sahili olmayan bir deniz kadar yalnızdım Öfkemi dalgalarla dışa vurur , sinirimi bir tusunami kadar sert  gösterirdim
 Artık öyle bir oldun ki bende ne seni takıyorum ne yalnız kalan denizleri şimdi.. Ben ben kendimi bile unutmuşum arkdaş !!!! Sen yine çıksanda karşıma bana Desen ki!!! Ben… Ben geldim olamam kı artık deniz Ve .. ve sen sen olmazsın ki benim için kumsal…
Şimdi şimdi sen bende nasılsın bilir misin ? Olmayan bir şeyi nasıl var edebilirim ki? Hee! Sensiz zaten yoktum karşıma çıktın gözümde  çoktan bir hiç oldun… Umarım anladın be zalim .. Umarım anladın!!!!
Geri dönüşler hiçbir zaman var olmamıştır. Olsa da sahtedir Ey dostlar inanmayın!! bu hayata böylecesine hiççç kanmayın  ….                                                   Saygılar                                                                               ECEM YILDIZ                   …

SİZİNLE BUDAKLANDI SEVGİM

Ben hissetmezken en derinden mutluluk hazını Sevgime bir kamçı saplandı o an, Kendimi attım sokağa haykırdım herşeyi Söyleyemediklerim oldu içimde harcanan
Bazen anlatmaya bile mecalim kalmayan acılarıma Hüznü bastım , sağlam bir kazıkla Ağlamaklı oldu yine gözlerim Daldım gittim yine karanlığa
Bir ışık doğdu haneme sonra İçinde ‘ siz ‘ bulunan , anladım ki bitmemiş sevgi Gözlerimi açtığımda önce bir adam  Beni elleriyle pışpışlıyor
Sonra beni mutluluğun verdiği hazla Ağlamak tutuyor ; az bucuk görmeyle seziyorum  Aaa.. bir de kadın annemiş meğer Ne kadar da güzel gülüyor.
Bende içten içe seviniyorum hani , Işığın geldiği, mutluluğun bulunduğu yerdeyim Sonra bir kadın ! beni bir yere götürüyor.. Ne göreyim bir da zayıfcana normal boylarda bir adam..
Sanırım oda babam oluyor , mutluluktan gözleri parlıyor Ağlamaklı olduğunu sezdiğim an gözüm başka yere kayıyor Ve .. ve bir küçük delikanlıya takılıyor , tombik Al yanaklarıyla sevincinden yerinde duramıyor.
Ahh.. Canım abim miş meğer ; Gözlerimi açtığ…

YIPRANMIŞ AŞKLAR

Sıkıntılı yılların verdiği bir birliktelik ile ummadığın yerden gelen sesSessizce bir çırpınışın gizemi ile uyanırsın sabaha ve ..Ve yine aynı kavga ve yine aynı çırpınış içinde uyanmak sabaha.Ne acıdır aslında.. Anlatmak istediklerini doğru bir şekilde ifade edememek sevdiğine, Anlaşılamamak gün geçtikce içten içe acı çekerek Geleceğe dair umutsuzca yola çıkmakBir nevi verilen sözlerin arkasında kalamama.. Nelerin getireceğini bilmeden hayatın ortasına olta atmış Beklemekten başka bir şey değildir yıpranmışlık Sadece aval aval bakmak çoğu zaman..Kendini anlatamamak… Duygusal bağların git gide kopması şimdi. Ellerin kelepçelenmiş .. ne farkı varki?Konuşamamaktan anlatıp da anlaşılmamanın…. Ne kadar dil döksende , ne kadar karamsarlığa düşssende Anlaşılabilmek için yıpranmıştır aşk… Kıvranarak daha nereye kadar sürdürebilirsin , zamanını çalmaktan başka bişey değildir ; yıpranırken bir ilişkiyi ayakta tutabilmek…       

OK MİSALİ İNSAN

Kırılgan okların yay üzerinde durmayı sağlaması gibidir insan; hayatta doğru yeri bulabilmesi için ordan oraya kayı verir. Bazen ok yaydan çıkar ve sapar gidişatından.Sonra kaybeder benliğini ve yola çıkar; bulmak için. Bu esnada hataları düzeltir ve tecrübe edinmediği konularda yeniden hataya düşer. Birkaç deneyimden aldığı ders sayesinde ok yerini bulur ve artık sağlamdır. Tecrübe kazanan insan da aynı şekilde kendi deneyimleri sayesinde doğru yapmayı ve iş bitirme yeteneğine sahip olur. Bilir geçmişten aldığı derslerle atacağı adımları ve dimdik ayaktadır; kendinden emin ve başı havada.    Ne kadar biliyoruz desekte herşeyi hayatta elbet vardır bilmediklerimiz. Hatta kendimizi gün geçtikçe daha iyi tanırız. Çünkü kendimizde bilmediğimiz yanları vardır. Yaşayarak , görerek ve  hissederek bunu anlayabiliriz. Yaşamak dedik en önemliside bu ya… Hıhh! Yaşarken olgunlaşır insan ve önünü görerek ve sonra hissedersin. Belki kendini belki başkalarını. Ama yaşarsın hissederek.. Fakat baştada…

İÇTEN İÇE SAMİMİYET

Klavyenin beni bekleyişi...
Sahte yazılarla , sahte düşüncelerle dokunmadığım klavyemin beni çağrışı , bana seslenişi bir başka bu akşam … Öyle arzulu ki seslenişi ; yaz gerçekleri diyor , sahte değilsin , doğrulara bezenmiş tek gerçeksin diyor. Bak sen!! Kendimce diyorum ki ; sen, sen mi çağrıyorsun beni , gerçekten eminmisin gerçekten hafif vegerçekçi, dokunuslarımı üzerinde istiyor musun diyorum? Emin olmasından şüphesiz ;heyecanla bekliyor. Ve.. ve ben diyorum ki.. Gerçekler acıdır , hafif olan dokunuşlarım belki bir gün sanada ağır gelecek ve belki bu başlayınca sonsuza kadar devam edecek ve sana hep, hep zarar verecek… Olmaz dedi. Bana bir şey olmaz. Sen doğruları söylediğin , gerçekleri yazdığın sürece ben sana bir şey diyemem bağıramam , yazdıklarını örpas edemem , hee acı çekermiyim elbet çekerim ama hak ederde çekerim.AH! bir de acıyı da hak etmek vardır bilir misin ? Aa.. evet derim acıyı da hak etmek vardır. Neden mi gerçek bir dostun varsa yanıbaşında. Başbaşayken sana kıza…