SİTENİZE HOŞGELDİNİZ




SİTENİZE HOŞGELDİNİZ


28 Kasım 2010 Pazar

KARMA HAYAT

Tekdüzelik ile yürümeyen bir hayat içerisindeyiz. Bazı zaman aksi , bazı zaman yolunda giden işler , bazen karışıklığa bazen ise mutluluğa dönüşebiliyor. Değişmeyen tek şeyin değişim olduğunu vurgulayan Descartes gerçekten çok doğru bir konuya değinmiş. Şöyle açıklamak gerekirse biz bireyler bile hergün kendi içimizde yeni bir değişim ile karşıu karşıya kalıyoruz. Bu durum bizler için bazen iyi sonuçlar doğursada kimi zaman şaşkınlığımızın bir parçası haline geliyor. Bir gün mutluluktan göklere uçarken , diğer gün ağlamaklı hal alabiliyoruz. Bu durum ruh halimizin değişkenliğinin belirtisidir çoğu kez fakat , renklenen dünyamızda o kadar çok kafamızı kurcalayan şeyler var ki kendi iç dünyamızda.Çoğu zaman içerisinde yer almak istediklerimiz için farkına varmadan değişimler yaşayabiliyoruz kendi içimizde. Bilmeden , fark etmeden değişiyoruz. Çevremizde onca kişi değişiyor. Nesneler bile yıpranması ile bir değişim yaşıyor zaman ilerledikçe. Bu bir gerçektir ki ; hayat kendi içinde , ve hayatın içinde bulunan insanlar ile çelişiyor , çelişmeler yaşanırken esneklik arz eden konularda hayat ta değişiyor insanda.. Peki değişim bilerek mi yaşanıyor. Çoğu kez insanlar değişimlerinin farkına varmazlar ve bunu bir olay sonucu ve yahut birinin söylemesi ile anlarlar. Süregelen olayların topluma yankı ettikten sonraki hali de insanları etkiler ve değişim sebebi sayılır. Çünkü insanlar rotayı ya o konu üzerine çevirir ya da tam tersine rotadan iyice saptırır. Karma bir hayatın içerisindeyiz bizler ve çoğu kez değişimlerin ve değişimlerimizin farkında olamıyoruz. Bazen değişimin farkedilmesi kötü olmakla birlite çoğu zamanda fark edilmesi güzel bir şeydir.
      Değinmek istediğim bir konuda şudur ki ; insanlar bazı zamanlar ; kendilerinde değişim arar ve kendi içlerinde değişimi yarattıklarında , farkındalık yaratma çabası içerisine girerler ve daha sonra öyle bir durum ortaya çıkar ki artık insanlar hayat için yaşamaktan çıkar ve hayat insanlar için çabalamaya başlar. Karma hayat çerçevesi içerisinde bulunan bu zihniyet pek de iyi değildir aslında. Birkaç konuda çıkmaza giren bizler hemen değişmeye çabalarsak ; karşılaşacağımız durum sert bir tökezlemeden başka hiçbir şey olmayacaktır. Elbette farklılıklar olacaktır. Her insan farklılık yaratmalıdır ve her insan fark edilmelidir. Fakat elde sihir yoktur arkadaşlar. Hayatta hız sadece trafikte  kazalara sebebiyet vermiyor. Hız insan hayatında önemli bir rol oynuyor. Hızlı bir işbitirici olmaya çalışırken aynı zamanda yapacağımız işin üstünde daha fazla yoğunlaşmalıyız. Bizler tökezlersek hayat koca bvir sekteye uğrar ve tokat yemişcesine biter fark yaratmacılık. Bu sebebten bir iş üzerinde yoğunlaşarak ve bir değil on kez düşünerek değişimlere açık olunmalı ve değişirken kötü yönde değişmemeye gözen göstermeliyiz..
        Karma hayatın içinde yok olmamak için değişime de açık olacağız , farklılık yaratmaya da. Fakat hayatın zelzelesine kapılıp hızlı bir iş bitiricilik sağlamak istersek unutmayın tökezleriz.
                                                                                                               Saygılar…


                                                                                                                     ECEM YILDIZ
                                                                                                         28/11/2010

27 Kasım 2010 Cumartesi

KAR’A ÖZLEM

Özlemini duyduğum o kar yağmıyor şimdi
Şubat’ın son haftasında oynadığım kar ‘ın
Ahenk uyandırışı kalmış sadece aklımda
Göz alıcı beyazlık yok artık etrafta

Farklı iklimlerin içerisinde kalmak
Çoğu zaman eksiklik katıyor hayatıma
Oysa daha on beşimdeyken ben
Ne kardan adamlar , ne kar topları yapardım

Her yer cıvıl cıvıl çocuk sesleri ile doluydu
Memleketin o soğuk gecelerde  verdiği
Sıcacık duygu bambaşkaymış oysa…


Kış mevsimini fazla yaşamayan yerdeyim şimdi
Taa.. on yedimde gelmişim
Eksikliğini keşfettiğim kar’ın
Yokluğu farkediliyor, yaşayışımda

Önceleri bulutların yağdırışı kar’ı
İzlettirişi ,ve mana bulmak
Yere dökülen her kar tanesinde
Cama baktığında, buğulanan bir düş

Elini attığında; tertemiz bir sayfa
Tadamıyorum bunları şimdi
Eksiklik var yaşamımda sanki
Buğulu bir cama sevdiğinin adını yazmak misali

Ya da arkdaşına şakacık yapmak için
Atılan bir kar topu ; özlemim şimdi
Kıbrıs’ın bende eksikliğini hissettiğim yanı
Özlemini duyduğum yağmayan o kar’ı
                     
-          yağmaz belki dolucana Kıbrıs’ta kar –
-          ya da tutmaz belki yollar bembeyaz düş –
-          ama ama yine de yağ biraz, essin kar rüzgarı –
-          kuralım hayallerimizi ,        -
-          her kar tanesinin düşüsünü anlamlandıralım kendimizce –



                                                                                               ECEM YILDIZ
                                                                                                27/11/2010           

26 Kasım 2010 Cuma

GECENİN SESSİZLİĞİ HAKİM

Gecenin sessizliği hakim o soğuk bakışlarımda
                                                Oysa sensiz sessiz şimdi her yer
                                                 Umut dolu bakışlarım yok artık
                                                 Sen .. sen yoksun çünkü 

                                                  Her yer soğuk, buz kesmekte
                                                  Varlığından bile haberdar olamamak ne de korkunçmuş meğer
                                                   Seni anımsayamamak, sana bakamamak içtenlikle eskisi gibi…
                                                   Ne de acıymış meğer
    
                                                  Şimdi sensizim ve sessiz….
                                                   Herşey o kadar boş ki hayatımda
                                                   Yanlızım üşüyorum….
                                                    Ve her defasında daha da kopuyorum hayattan

                                                   Anlamsızca sözler sarf ediyorum ve.. ve ben üşüyorum..
                                                    Dile getiremeyeceğim kelimeler düşleyip..
                                                    Kendimi yanlızlığa vuruyorum
                                                     Anlam bile veremediğim bir gidişe doğru yol alıyorum
                                                             ÇÜNKÜ.. ÇÜNKÜ SEN YOKSUN ARTIK
                                                                    ELİM KOLUM BAĞLI NE YAPACAĞIMI BİLEMİYORUM…

                                               ECEM YILDIZ
                                                   

GÜN DOĞAR HER ZAMAN Kİ GİBİ

Gün doğar her zaman ki gibi vaktinde
                                                                                  Ve.. ve sen gelirsin aklıma
                                                                                  Kurduğumuz o düşler…
                                                                                  Hani hep derdik ya gün doğduğunda hep beni hatırla…
                                                                                  Hep seni hatırlarım inan..
                                                                                  Başkasının kollarında bile olsam şimdi
                                                                                  Her gün doğduğunda aklımdansın..
                                                                                   Peki ya sen sen beni hatırlıyormusun? Acaba…
                                                                                  Aklından çıkıyor mu? Düşlerimiz 
                                                                                  Kurduğumuz hayaller..
                                                                                  Sende anıyormusun her gün doğuşunda beni
                                                                                  Gözlerin doluyor mu yaşlarla?
                                                                                  Her sabahın doğuşunda ağlamaklı oluyor mu kalbin?
                                                                                  Ben şimdi sensizim ve başkasına ait
                                                                                   O kadar mutsuzum ki ve halsiz
                                                                                  Çünkü sen yoksun ve hayallerimiz..
                                                                                  Sensiz akşamım bile gün doğar gibi

                                                                                  Hiç aklımdan bile çıkmıyorsun sevdiğim
                                                                                  Seni düşünmekten sabahım hiç kara olmuyor..
                                                                                  Seninle düşlerimiz gün doğumunda…
                                                                                   Seninle sevgimiz gün doğumunda
                                                                                              Ve seninle anımsadıklarımız…
                                                                                  Ve… her birşeyimiz sabahla birleşiyordu… 
                                                                               BU YÜZDEN BİTMİYOR SABAHLARIM
BU YÜZDEN KARANLIĞI BİLE AYDINLIK GÖRÜYORUM HALA…
      YANIMDA OLMASAN BİLE .. BİR YERLERDE VARLIĞINI HİSSETMEK BANA.. BANA ESKİ GÜNLERİ HATIRLATMAYA YARDIMCI OLUYOR…
     BAŞKA BİR BEDENE AİT OLSAM BİLE.. SENİ DÜŞNÜNMEDİĞİM BİR AN BİLE YOK BİRTANEM ….. BİR AN BİLE YOK…


ECEM YILDIZ                                          
                30/10/2009  

KENDİN İÇİN

Gülüyorsan ; ve güldüğünde mutluluk duyuyorsan
 Mutluysan ; ve mutluluğunda huzur buluyorsan
 Huzur doluyorsan ; ve huzur bulduğunda kendini seviyorsan 
 Kendin için YAŞA…. 
 
 Ağlıyorsan; ve ağladığında üzüntü duyuyorsan
 Üzülüyorsan; ve üzüldüğünde efkarlanıyorsan
Efkarın birikiyorsa ve efkarlandığında haykırmak istiyorsan
 Mutlu et  insanları ve Sev onları… Neden mi? 

Kendini rahat hissedersin ve mutlu….
Kendin için yaşa.   ;)
                                                                 ECEM YILDIZ
                                                               14/11/2010

SONBAHARDA AÇAN ÇİÇEK

Her deminde koku var mevsimlerin, her anında bir hatırası var gelişlerinin mutlak bir değer de ölçüşüyorlar birbirleriyle. O kadar masum ki her mevsim; öbürlerinden ayrı; farklı bir havası var hepsinin, tek tek baktığında mevsımlere ve tadını çıkarıdığında anlıyorsun bu farklılığı. Hepsinin tenine dokunuyorsun aslında  her gelişlerinde. Kimisinin vakti geldiğinde, açtığı çiçek mesela… Hepsinin Farkılı bir hissi vardır akıllarda; verdiği koku, akıllarda kalan o güzelliği ve dört mevsimde de burnumuzda hissetiğimiz o güzel mis kokuları… Ne güzel değil mi hatırlamak, anımsamak bu güzellikleri… Küçük şeylerden mutluluk duymak ve tadına varıncaya kadar hissetmek o mutluluğu ve bir an olsun o mutluluktan uzaklaşmamak.
     Öyle bir oluyor ki insan; tadı damağında kalacak güzellikler sunuyor hayat sana… mutluluk doluyorsun birden, huzura eriyorsun. Mesela ilkbahar ; her ilkbaharın gelişinde açar bazı çiçekler; gül,papatya,zambak,menekşe…. Peki ya  yazın; ilkbahar da  açan çiçeklerin hala solmadığı bir mevsimdir yaz mevsimi ve çiçeklere çiçekler eklenen bir mevsimdir ve bu mevsimde özgür hisseder insan kendini, kafası boştur insanın ve rahat düşlere dalabilir insan…
VE işte sonbahar; sabırsızlıkla beklenir aslında bu mevsim belki insanlarda farketmez beklediklerini…. Çiçeklerin solduğu , ağaçların yapraklarını döktüğü mevsimdir sonbahar ama kimse bilmez ki sonbahar mevsimi tüm çiçeklerden daha güzel bir çiçek veriyor doğaya , insanlara…. Sonbahar mevsiminde doğan,yetişen tek bir çiçek vardır ve çok özeldir o çiçek.. 
(merak içinde beklediğinizi hisseder gibiyim) çiçeğin adını söylüyorum size öyle güzel kokuyor ki o çiçek dokundukca
dokunası geliyor insanın.. doyum olmuyor kokusuna ve her çiçek gibi solmuyor ya da her ağaç gibi yapraklarını dökmüyor her mevsim… sandığımız çiçeklerden de  daha uzun süre yaşıyor ve her mevsim varlığını hissettiriyor kendi ocağında..Evet arkadaşlarım bu çiçeğin adı sizlersiniz doğuyorsunuz ve her çiçekten özel bir çiçek olarak ve teninizin kokusu hiç gitmiyor akıllardan…  Merak ediyorsunuzdur şimdi neden sonbahar diye! İnsan her mevsim doğabilir diye… neden sonbaharı seçtim sizlerle paylaşmak isterim…. Sonbahar da yapraklar dökülür, çiçekler solar ve sonbahar çiçeksiz ve kuru kalır.. ama siz arkdaşlarım siz kurumazsınız ve solmazsınız.. insanlar özel yaratılmış çiçeklerdir… beni anlamış olacağınızı düşünüyorum….
     Ve son mevsim olan kış…
 Kışın açan tek bir çiçek vardır. Hikayalerden de duyduğunuzu tahmin ederek söylüyorum… KARDELEN… hercai ile dayanan tek çiçekti hatırlarsınız ve sonunda hercai’ninde dayanamadığı kışı mevsiminin tek kalan çiçeğiydi KARDELEN.. oda mevsiminin özel bir çiçeğiydi… bakın yine bir farkınız var arkadaşlarım.. o sadece mevsimin özel çiçeği fakat siz her mevsimin önemli ve özel  çiçeğisiniz ve en önemlisi ailenizin hiç solmayacak olan ÇİÇEĞİ…(EVLAT)..    
      Hiç büyüdüm ben demeyin; siz hep ailenizİN  gözünde küçük ve açılmamış bir çiçek gibi kalıcaksınız. Saf , temiz ve kokusu hiç tükenmeyen bir çiçek olarak…
                 
             Ecem yıldız 
                 22/10/ 2009

GELECEĞİN ÖNÜNDEKİ ENGEL

Ne kadar ufak  düşüncelerle çıksam yola büyür içimde sanki; ne kadar kararsızca dalsam güne büyür içimde   o sancı…..
      Bir gün daha geçse diye beklediğimiz ümitleri yerine getirme dürtüsü bizi aslında engellerle boğuşmaya çağrır. Ne kadar anlamsızca da bulsak bu cümleleri gerçekten anlam saklıdır içlerinde ve gerçekçilik payı yüksektir. Ne zaman ileriye , hep ileriye bir adım atsak bir engel karşılar bizi tam yolun başında. Engel bizi hep karamsarlığa iterken; umudumuz yetişir imdadımıza fakat o da yetmez bazı  engelleri aşmaya, çıkan engelleri silmek insanların elinde değildir bazen…
    Öyle bir olur ki engel bir sur gibi dayanır karşına ve .. sen  sen elin kolun bağlı bir şey yapamazsın… bazı  şeyler hayatta çözülemez olurlar ve hayat kendiliğinden çözer engelleri ve zaman ilacıdır herşeyin. Zaman çözer çünkü her engeli zaman hayatın çözüm noktasıdır zaman olmadan ilerleyemeyiz ve hiçbir engel ortadan kalkamaz….
      “Güne erken başlarsan hayatın tadına daha çok varırsın”  diyen bir insanın engelleri  rahatlıkla aşabileceğini biliyormuydunuz? Belki size garip gelebilir. Fakat burda ki ince noktaya anlam yüklemenizi istiyorum. Kim derdi ki zaman tüm engelleri aşacak ve anlamsızca yok olacak bu aşılması zor olan engellerin. İşte zaman… sizde iyi biliyorsunuz  ne kadar iyi kullanırsan zamanı ;kazanırsın hayatta ve engellerin çözülebilir olur….
      Geleçeğin aydınlık olur ve rahata erersin elbette engeller çıkacak karşına ve elbette anlam yükleyeceksin her gelen engellere ama zaman ile hep yeneceksin bir ümit ile…
          “ Gününe anlam katacak geleceğin; anlamlarla süsleneceği ve bu anlamlarla neticeye kavuşacağını bilmek kadar güzel bir şey yoktur”. Hayatın tüm engellere karşı yaşanabilir olduğunu unutmayalım.
                                                                              ECEM YILDIZ 
                                                                       25/10/ 2009

KALIR MISIN?

KALIRMISIN? Gitme desem sana
SARARMISIN? Yine eskisi gibi kollarınla beni
ANLATIRMISIN? Eski günlerdeki gibi bana peri masallarını
OKŞARMISIN? Saçlarımdan,acılarımızı paylaştığımız zaman ki gibi 
GELİRMİSİN? Eski günlerdeki gibi ölüme gidiyorum desem sana
BİLİYORUM!   BİLİYORUM!  Gelirsin sen beni bir hiç olarak saymayıp gelirsin
Ve yine eskisi gibi mutluluklarımızın esiri oluruz 
Sen mutluluk figuranı olurken hayatta bende herzaman ki gibi acının figuranı olurum
Böylelikle sende mutlu olursun bende….
Kendi rollerımız değil mi sanki hayatta ..ben acıyı temsıl ederken bu yalan dünyada
Sen mutluluğu temsil ediyorsun…
 AMA şunu ikimizde çok iyi biliyoruz… kendimiz oluyoruz hep  
Ne sen benı bana şikayet ediyorsun ne de ben seni sana
Zaten böyle olmalı sevgi… ne kadar zıt olsada aşklar elbet bir yönden çekmeli insanı
Ve biliyoruz ki .. bizim AŞKIMIZ BU ENGELİ çoktan aştı
KALIRMISIN? Gitme desem sana…
                                   ECEM YILDIZ

KÜÇÜKLÜĞÜMDEN BERİ

Kırmızı renkte bir bisikletim vardı önceleri
Zevk ile biner eğlenirdim
Herkes imrenirdi o zamanlar
Bir iç çekerdi arkadaşlarım

Can atarak izin isterlerdi benden
Bir tur atabilmek en büyük zevkleriydi.
Kiminin hali vakti yerinde değildi
Ve ben paylaşmayı severdim küçüklüğümden beri

Güler yüzle istenilen arzuları yerine getirirdim
En önceleri, hep kırmızı bir bisikletim olsa diye
Hayalini kuran benden bir yaş küçük olan 
ALİ’ ye  içtenlikle verirdim o küçük kırmızı bisikletimi

Yüzü öyle güzel gülerdi ki, anımsardım
O gülüşleri küçüklüğümden beri
Severdim insanları , sayardım şimdi ki gibi
Tebessüm ederdim etrafa anımsardım benden güçsüzleri

Ve hep derdim ki, şimdi  olduğu gibi
Benden ve bizden güçsüzleri güçlü kıl yaradan
Duamı esirgemezdim  küçüklüğümden beri
Anımsarım güçsüzü,yetimi .

Kırmızı renkte bisikletim vardı önceleri
Belki de hayatımda o sağladı başarılı olabilmemi
İnsanları sevmeyi, insanları saymayı o öğretti
En önemlisi paylaşımcı olmayı o öğretti  küçüklüğümden beri...   
     Şimdi diyorum ki kalmadı eskisi gibi paylaşmak
      Evet arkdaş deyip yoluna baş koymak kalmadı
      Şimdi diyorum ki.. tbbesüm kalmadı kimsede büyüdüğümden beri…
                                                                                             ECEM YILDIZ 
                                                                                       25/11/2010

MARATONA KOŞAN ADAM (fıkra)

Bilinmedik bir yola baş koyan köylü bir adam ; ne yapacağını bilmeksizin bir yola çıkmıştır ve başına neler geleceğini umursamaz bir şekilde kendine yol çizmektedir.
  
     Bir gün; Adam düz bir yolda yürümeye karar verir. ( Adam 65 yaşındadır) Her yürüdüğünde şöyle bir ve yahut 2 kilometre yürüyen bu adam gün geçtikçe; gün içerisinde  aynı saatte yürümeye karar verir ve aklına bir düşünce gelir ; Madem ben hergün yürüyorum ve her gün bir , iki kilometre yolu rahatca kat edebiliyorum neden ben bu yolu birkaç kilo metre daha uzatmıyorum diye düşünür. Sonunda her gün yarım kilometre kadar  yürüyüş mesafesini uzatır.Sonunda adam rahatça günde beş kilo metre yolu güzel bir şekilde yürümeye devam eder. Adam yürüdüğü günün akşamında bir tabela görür tabii ki ilk başta bu tabelayı önemsemeden yoluna devam eder. Ve dur bakım der ; renkli bir tabela olması onun dikkatini çekmesini sağlamıştır. Bu sebebten birkaç geri adım attıkdan sonra tabelaya bakmıştır. Tabelada köy içerisinde yapılacak küçük bir koşu düzenleneceğini okıuyan adam. Neden ben katılmayayım ki bu koşuya ödülüde varmış. Belki birinci gelebilirim diye düşünür. Yol boyunca bu fikir aklından çıkmaz ve kendince şöyle der; Ben zaten aylardır yürüyüş yapıyorum antremanım var sayılır. Koşu günü yaklaşana kadar tempomu arttırabilrim der. Bir gün olur , 2 gün olur ve koşu günü yaklaşır adam kendini gayet din.ç ve hazır hisseder.
  Köydeki koşu günü geldiğinde adam kendini koşu yapılacak alanda bulur. Ve koşu ya katılan yarışmacıların hepsinin genç delikanlılar olduğunu farkeder. Bir ara bu koşuya katılmaktan vazgeçmeyi bile düşünmüştür. Fakat daha sonra adama öylebir cesaret gelmiştir ki  adam ben bu işi başaracığım. Ben onca delikanlıya taş çıkarırım. HHEEEYT BE!! Diyerek kendini cesaretlendirmiştir. Koşu anı başladığında adam heyecanlanmış , dudakları kurumuş bir şekilde başlangıç noktasında beklemektedir. Eeee.. tabii ki bu yarışmaya ailesinden habersiz katılmaktadır. Neden mi? Çünkü ailesi bu yarışmaya katılmasını istememktedir. Adam kalp ve tansiyon hastasıdır. Ailesinin istemeyeceğini düşünerek bu işi gizli yapmaktadir. Yarışınb başlamasına son 15 dakika kalmış ve adamın dili damağı kurumuştur. Yanında ailesi olmadığından dolayı ona su verecek kimsecikler yoktur.
    Yarış başlamıştır ve yarışa üçüncü başlayan kişi olmuştur. Yarışın heyecanı ve adrenalini gittikçe yükselmekte adamda temposunu git gide arttırmaktadır. Yarışın birmesine son bir denemeç kalırken ve adam yarışı 2.lik ile bitirmeye hazırken bir anda adamın kalbi sıkışır ve yere yığılır. Adam onca mudahaleye dayanamamış ve bedeni orada kalıvermıiştir. Ailesi bin perişan olan bu adam artık hayatta yoktur. Bir heves uğruna canından olan bu adam artık dünyaya geri dönemeyecek ve sadece yürükmekle yetinmeyi bilemeyecektir.

      Siz siz olun bir şeyi ne kadar çok isterseniz isteyin eğer durumunuz el vermiyorsa bırakın, işi bu kadar çok üstelemeyin. Ya canınızdan olursunuz yada var olanın elinizden gitmesine sebebiyet olursunuz.  Yetinmeyi ve küçük seyler yapıp onlardan mutlu olmayı bilmelisiniz.
                                                                                                                                  

                                                                        ECEM YILDIZ
                                                 

KARANLIĞA AİT O IŞIK

 Sanma ki görkem yoktur ışlıklarda… Her görkemi karanlıkta arar insan tutkulu , ve.. bir güzel iç çekimlik heyecan ile ama asıl görkem ışıkta gizlidir onun yanıp arada bir dalgalanır gibi yapınca gözleri yakışı .. Bu bu bile bir görkemdir aslında  … 
   
     Şöyle bir durum vardur aslında genelde  aydınlıkken bir mum düşünürseniz göremesiniz  o      görkemi size verdiği o anlık tadı hissedemezsiniz. Karanlık olduğunda bir mum yakın ve o mumun dalgalanışına bir konsantre olun bakalım. Oysa ki ne kdar anlam yüklü ve anlamı çözmek ne kadar da görkemli olacaktır göreceksiniz. Düşüncelerinizi bile okuyabilir bilirmisiniz bir mum nasıl mı gerginsaniz ve dikkatli bakıyorsanız muma( ışığa) size yansıtacağı tepkl,ler vardır. Mum yanışına göre dalgalanır; fakat yoğunlasırsan  ışığa hislerinle hareket etmeye başlar ve  işte heyecan , tutku , rahatlama ve hissediliş o an başlar mutluluk.
 Görkem; duyulduğunda ve yahut yazıldığında sanki acının ve bir sıkılışın temsilidir gibi gelebilir ama aslında ; görkem kelimesinde bir çekicilik , tutku ve heyecan saklıdır açıkcası ve asıl tutku karanlıktan doğan ışığa aittir. Işık sen isen karanlıkta görkemin ; heyecanının ve tutkunun adresi oalcaktır.
 Karanlığa bir mum  yakarak mutluluğu düşleyebilirsiniz. Mutluluk sizseniz mutluluğu aşılamak isteyenler bizleriz. Daima mutlu kalın. Unutmayın karanlığa ait her ışık sizi görkeme boğup mutluluğa eriştirecektir.
                                                                                            ECEM YILDIZ
                                                                                   14/11/2010

BAŞKA ŞİMDİ BENDE Kİ SEN

Bir kumsaldın bende ıssız bucaksız içine sığamadığım
Bazen olabildiğine mutluluk saçardın bazense kasvete boğardın geceleri
Sensiz ; sahili olmayan bir deniz kadar yalnızdım
Öfkemi dalgalarla dışa vurur , sinirimi bir tusunami kadar sert  gösterirdim

 Artık öyle bir oldun ki bende ne seni takıyorum ne yalnız kalan denizleri şimdi..
Ben ben kendimi bile unutmuşum arkdaş !!!!
Sen yine çıksanda karşıma bana Desen ki!!!
Ben… Ben geldim olamam kı artık deniz
Ve .. ve sen sen olmazsın ki benim için kumsal…

Şimdi şimdi sen bende nasılsın bilir misin ?
Olmayan bir şeyi nasıl var edebilirim ki?
Hee! Sensiz zaten yoktum karşıma çıktın gözümde  çoktan bir hiç oldun…
Umarım anladın be zalim .. Umarım anladın!!!!

Geri dönüşler hiçbir zaman var olmamıştır. Olsa da sahtedir Ey dostlar inanmayın!! bu hayata böylecesine hiççç kanmayın  ….
                                                  Saygılar
                                                                              ECEM YILDIZ
                                                                            15/11/ 2010


SİZİNLE BUDAKLANDI SEVGİM

Ben hissetmezken en derinden mutluluk hazını
Sevgime bir kamçı saplandı o an,
Kendimi attım sokağa haykırdım herşeyi
Söyleyemediklerim oldu içimde harcanan

Bazen anlatmaya bile mecalim kalmayan acılarıma
Hüznü bastım , sağlam bir kazıkla
Ağlamaklı oldu yine gözlerim
Daldım gittim yine karanlığa

Bir ışık doğdu haneme sonra
İçinde ‘ siz ‘ bulunan , anladım ki bitmemiş sevgi
Gözlerimi açtığımda önce bir adam 
Beni elleriyle pışpışlıyor

Sonra beni mutluluğun verdiği hazla
Ağlamak tutuyor ; az bucuk görmeyle seziyorum 
Aaa.. bir de kadın annemiş meğer
Ne kadar da güzel gülüyor.

Bende içten içe seviniyorum hani ,
Işığın geldiği, mutluluğun bulunduğu yerdeyim
Sonra bir kadın ! beni bir yere götürüyor..
Ne göreyim bir da zayıfcana normal boylarda bir adam..

Sanırım oda babam oluyor , mutluluktan gözleri parlıyor
Ağlamaklı olduğunu sezdiğim an gözüm başka yere kayıyor
Ve .. ve bir küçük delikanlıya takılıyor , tombik
Al yanaklarıyla sevincinden yerinde duramıyor.

Ahh.. Canım abim miş meğer ;
Gözlerimi açtığım bu yeni hayatta destekcilerimmiş meğer;
Sevgimin budaklandığı , hayata gülümsediğim
Biricik  ailemmiş meğer….


                                  İyi ki hayatımdasınız , ve iyi ki sizin gibi bir ailem var … Sizler var oldukça , ben hep göklerdeyim. Sizin kızınız , sizin evladınız olmala büyük gurur duyuyorum.
                                                  
                                                                    ECEM YILDIZ
                                                         22/11/2010

YIPRANMIŞ AŞKLAR

 Sıkıntılı yılların verdiği bir birliktelik ile ummadığın yerden gelen ses

 Sessizce bir çırpınışın gizemi ile uyanırsın sabaha ve ..

 Ve yine aynı kavga ve yine aynı çırpınış içinde uyanmak sabaha.

 Ne acıdır aslında..

 

Anlatmak istediklerini doğru bir şekilde ifade edememek sevdiğine,

Anlaşılamamak gün geçtikce içten içe acı çekerek

Geleceğe dair umutsuzca yola çıkmak

Bir nevi verilen sözlerin arkasında kalamama..

 

Nelerin getireceğini bilmeden hayatın ortasına olta atmış

Beklemekten başka bir şey değildir yıpranmışlık

Sadece aval aval bakmak çoğu zaman..

Kendini anlatamamak…

 

 Duygusal bağların git gide kopması şimdi.

 Ellerin kelepçelenmiş .. ne farkı varki?

 Konuşamamaktan anlatıp da anlaşılmamanın….

 Ne kadar dil döksende , ne kadar karamsarlığa düşssende

 Anlaşılabilmek için yıpranmıştır aşk…

 

       Kıvranarak daha nereye kadar sürdürebilirsin , zamanını çalmaktan başka bişey değildir ; yıpranırken bir ilişkiyi ayakta tutabilmek…       

 

           YAYINDAN ÇIKAN OKU , YERİNE GETİREBİLMEK İÇİN UĞRAŞMISSANIZ VE HALA YERİNE OTURMAMAKTA ISRAR EDİYORSA , ARTIK UĞRAŞMANIN BİR ANLAMI YOK DEMEKTİR. 

                                                                                                 SAYGILAR..

                ECEM YILDIZ

 22/ 11/2010

 


OK MİSALİ İNSAN

  Kırılgan okların yay üzerinde durmayı sağlaması gibidir insan; hayatta doğru yeri bulabilmesi için ordan oraya kayı verir. Bazen ok yaydan çıkar ve sapar gidişatından.Sonra kaybeder benliğini ve yola çıkar; bulmak için. Bu esnada hataları düzeltir ve tecrübe edinmediği konularda yeniden hataya düşer. Birkaç deneyimden aldığı ders sayesinde ok yerini bulur ve artık sağlamdır. Tecrübe kazanan insan da aynı şekilde kendi deneyimleri sayesinde doğru yapmayı ve iş bitirme yeteneğine sahip olur. Bilir geçmişten aldığı derslerle atacağı adımları ve dimdik ayaktadır; kendinden emin ve başı havada.
   Ne kadar biliyoruz desekte herşeyi hayatta elbet vardır bilmediklerimiz. Hatta kendimizi gün geçtikçe daha iyi tanırız. Çünkü kendimizde bilmediğimiz yanları vardır. Yaşayarak , görerek ve  hissederek bunu anlayabiliriz. Yaşamak dedik en önemliside bu ya… Hıhh! Yaşarken olgunlaşır insan ve önünü görerek ve sonra hissedersin. Belki kendini belki başkalarını. Ama yaşarsın hissederek.. Fakat baştada söylediğim gibi kırılgan okların yay üzerinde durmayı sağlaması gibidir insan.. Ne zaman , nerde ve nasıl bir ruh haline bürüneceğimizi kestiremeyiz. Belki daha önce tecrübemizin olmadığı bir durum çıkar karşımıza ve… Ve o an deli cesareti gelir ya hani evet ben bunu başarabilirim deriz. Ve bir cesaret kaplar yüreğimizi. Tam işte oldu derken ok yaydan çıkar . Zelzelesine kapılırızya hani. Eee.. O zaman ne olacak… hıh… Yeniliceksin ve kendine diyeceksin ki neden di ki bu çaban… Güçsüz duruma düşeceksin ve yenik. Ama sen  .. sen demelisin ki.. Neden .. neden üzeliyim neden yenik düşeyim. Ben öğreniyorum. Hıh!! Cesaretim iyi ki var ben cesur olmasam onca şeyi nasıl öğrenebilirim. Elbet her insan yenilir ve elbet bir gün öğrenir. Düşeceksin ki kalkmasını bilesin. Sen güçsüz ve zayıf bir kişilik olsan sen tecrübesiz ve elbette yeteneksiz olursun. Bu sebebten ne malubiyete yenik düşeceksin ne de sana gülenlere  masumca cevap vereceksin. Sen sen olacaksın oku yaydan çıkarmayacaksın. Heee.. Eğer ok yaydan çıkarsa geri sokmasınıda bileceksin. Yenilgiye malup gelmek aptallıktır. Sen sen ol ne yenik düş ne de yenik düşen insanı iyice yerin dibine sok. Sen öyle bir sen olmalısın ki… Önce kendini , sonra insanları ; insanlık namına; yüceltesin. Kısacası düşene ne sen  tekme vur ne de düşeni tut sen çıkar. Her insan kendi yolunu kendi çizer …

            Bir kere düştüysen bin kere  kalkmayı dene. Elbet kalkacak hayata 1-0 galip geleceksin.
       Ok misali insan; hedefi yanlış gösterdin mi tongaya düşer. Hedef doğru olsada ok yerine oturmamış ne fayda.
                        SAYGILAR
                                                                                                           ECEM YILDIZ
                                                                                                 21/11/10

İÇTEN İÇE SAMİMİYET

Klavyenin beni bekleyişi...

Sahte yazılarla , sahte düşüncelerle dokunmadığım klavyemin beni çağrışı , bana seslenişi bir başka bu akşam …
 Öyle arzulu ki seslenişi ; yaz gerçekleri diyor , sahte değilsin , doğrulara bezenmiş tek gerçeksin diyor. Bak sen!! Kendimce diyorum ki ; sen, sen mi çağrıyorsun beni , gerçekten eminmisin gerçekten hafif ve  gerçekçi, dokunuslarımı üzerinde istiyor musun diyorum? Emin olmasından şüphesiz ;heyecanla bekliyor. Ve.. ve ben diyorum ki.. Gerçekler acıdır , hafif olan dokunuşlarım belki bir gün sanada ağır gelecek ve belki bu başlayınca sonsuza kadar devam edecek ve sana hep, hep zarar verecek… Olmaz dedi. Bana bir şey olmaz. Sen doğruları söylediğin , gerçekleri yazdığın sürece ben sana bir şey diyemem bağıramam , yazdıklarını örpas edemem , hee acı çekermiyim elbet çekerim ama hak ederde çekerim.AH! bir de acıyı da hak etmek vardır bilir misin ? Aa.. evet derim acıyı da hak etmek vardır. Neden mi gerçek bir dostun varsa yanıbaşında. Başbaşayken sana kızacaktır. Yanlışlarını gördüğünde sana doğruyu anlatacaktır. Evet sana biraz acı gelebilir ama eğer dostun varsa acıda çekeceksin yazdıklarında ve, söylediklerinden ötürü. Bence  bundan acı da duymalısın sonu mutluluktur çünkü Dostun var daha neyin nicesi olabilir ki. Dostun yoksa bu acı nasıl sezeceksin , mutluluğa nasıl erişeceksin , yanlışlarını doğrulara , mutsuzluğunu mutluluğa nasıl çevireceksin. Dostun varsa Kardeşim ; sana dokunuşunu da , sana öfkesini de yansıtacak ama sana sevgisini, sıcaklıgını yeri geldiğinde kızgınlıgını  belli edecek. Dostun varsa sen ,sen Arkadaşım çok şanslısın hatalarını örtmende ve hatalarını düzeltmende yardımcı bir kişi var demektir. Dostun varsa çoğu zamanlar sende varsın demektir. Bir sert dokunuş yetmelidir bazı zamanlar. Ona olan güvenini hissetmek varlığından haberdar olmak güzeldir kardeşim.
     Dostlarınız var ise hayata bir daha kine daha çok gülümseyin. Çünkü onlar dertleriniz birazda olsun sizlerden alacaktır ve dertleriniz hafifleyecek daha huzurlu oalcaksınız. Dost nedir bilir misiniz ? Sizin yerinize düşünen , sizin dertlerinize ortak olan hatta bazen dertlerinizi tamaı ile alıp kendi derdiymiş gibi oturup dert yakınandır. Acı gününde , zor anınızada yanınızda olarak , sizin derdinizi hafifleten kişidir.
         Siz siz olun sizi sizden fazla düşünen biri olduğu sezdiğinizde ona güveniniz tam olsun. Fakat herkese aldanmayın. SAYGILAR…
         Heeee .. Birde farkettiniz mi Klavye bile bazen dillene biliyor yeter ki duyguları hissederek ve içtenlikle yaşayın. Bu bir oyuncak aynız bile olabilir. Dostunuz illa insan olmayabilir. Esen kalın…
                                           İnsanlara samimiyenizle      yaklaşın; Eğer sizi yapmacık buluyorlarsa , bilin ki onlar insanlıktan anlamıyordur.                                            
                                                                                                                    ECEM YILDIZ
                                                                                                          20/11/2010